
Türkiye Cumhuriyeti, uzun yıllardır engelli bireylerin toplumsal hayata etkin katılımını sağlamak ve karşılaştıkları engelleri ortadan kaldırmak için kapsamlı çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kapsamında engellilere özel eğitim kurumları ve kurslar açılmakta, ÖTV muafiyeti sayesinde araç edinmeleri kolaylaştırılmakta ve çalışma hayatında çeşitli haklar tanınarak iş yaşamları desteklenmektedir.
Engelli bireylerin iş hayatındaki haklarını bilmek, hem çalışanlar hem de işverenler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu haklar, engelli çalışanların iş ortamında eşit koşullarda çalışabilmelerini, ayrımcılığa maruz kalmamalarını ve ihtiyaçlarına uygun çalışma koşullarına sahip olmalarını güvence altına alır. Bu yazıda, özel sektörde çalışan engellilerin sahip olduğu hakları ve bu konuda bilinmesi gereken önemli noktaları sizler için detaylı bir şekilde derledik.
İş hayatını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu, engelli çalışanların haklarını korumaya yönelik özel hükümler içermektedir. Bu hükümler arasında işverenlerin mutlaka bilmesi gereken en önemli düzenleme, kanunun 30. maddesinde yer almaktadır.
İlgili maddeye göre, özel sektörde 50 veya daha fazla çalışanı bulunan işyerleri, toplam çalışan sayısının belirli bir yüzdesini engelli bireylerden oluşturmak zorundadır. Bu zorunluluk, engelli bireylerin istihdam edilmesini teşvik etmekte ve iş gücüne katılımlarını artırmaktadır. İşverenler bu yükümlülüğü yerine getirmediği takdirde, yasal yaptırımlarla karşılaşabilirler.
İşverenler veya işveren adına hareket eden insan kaynakları gibi birimler; iş başvurusu, işe alım süreci, performans değerlendirmeleri, önerilen çalışma süresi ve şartlar gibi konularda engelli çalışanlar aleyhine hiçbir ayrımcı uygulamada bulunamaz. Bu yasak, sadece işe alım aşamasında değil, çalışma hayatının her safhasında geçerlidir. Aksi takdirde, engelli çalışanlar haklı fesih yoluyla iş sözleşmelerini sonlandırabilir ve kıdem tazminatları ile birlikte mahrum kaldıkları tüm haklarını yasal yollardan talep edebilirler.
4857 sayılı İş Kanunu'nun "Eşit Davranma İlkesi" başlıklı 5. maddesi, bu konuda net bir çerçeve çizmektedir: "İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz." Bu madde uyarınca, engel durumu nedeniyle hiçbir çalışana ayrımcılık yapılamaz ve tüm çalışanlar eşit muamele görme hakkına sahiptir.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun da bu konuda 4857 sayılı İş Kanunu ile paralel hükümler içermektedir. Kanunun istihdam ile ilgili 14. maddesinde, iş hayatında engellilere yönelik ayrımcılığın kesinlikle yapılamayacağı şu şekilde vurgulanmaktadır: "İşe başvuru, alım, önerilen çalışma süreleri ve şartları ile istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dâhil olmak üzere istihdama ilişkin hiçbir hususta engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz. Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz."
İş yerinde engelli bireylere yönelik ayrımcı davranışlar, sadece iş hukuku açısından değil, ceza hukuku bakımından da önemli yaptırımlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 122. maddesi uyarınca, engellilere yönelik ayrımcılık; dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan ayrımcılık gibi suç teşkil etmektedir. Bu nedenle, engelli çalışanlara yönelik ayrımcı tutum ve davranış sergileyen kişiler, TCK'nın 122. maddesi hükümlerine göre hapis cezası ile cezalandırılabilir. Bu durum, ayrımcılığın ne kadar ciddi bir hukuki ihlal olduğunu göstermektedir.
Engelli çalışanlar, sağlık durumları nedeniyle maluliyete ayrılmak zorunda kalabilirler. Ancak maluliyet hali sona erdiğinde veya iyileşme kaydedildiğinde, ilgili çalışan daha önce ayrıldığı iş yerine tekrar dönmek için başvuruda bulunma hakkına sahiptir.
Böyle bir durumda işveren, belirli şartlar altında bu çalışanı yeniden işe almakla yükümlüdür. Eğer iş yerinde kadro boşluğu varsa ve dışarıdan yeni işçi alımı yapılacaksa, işveren öncelikle eski engelli çalışanını geri almak zorundadır. Kadro boşluğu olmasa bile, engelli personel yeni açılacak pozisyonlarda işe alım için öncelikli sırada yer alır. Çalışma hayatına geri dönmek istediğini işverene bildirdiği takdirde, uygun pozisyon açıldığında mutlaka işe alınması gerekmektedir. Bu düzenleme, engelli bireylerin istihdam güvencesini artırmakta ve iş hayatına katılımlarını desteklemektedir.
İşverenler, çalışanların ihtiyaçlarına ve iş sağlığı ve güvenliği gereksinimlerine uygun olarak iş yerlerini düzenlemekle yükümlüdür. Bu sorumluluk, engelli çalışanlar için de geçerlidir ve hatta daha da önem kazanmaktadır. İş yeri fiziksel ortamı, engelli çalışanların rahatça hareket edebilmesi ve görevlerini verimli bir şekilde yerine getirebilmesi için uygun hale getirilmeli, sağlık ve güvenlik açısından gerekli tüm önlemler eksiksiz olarak alınmalıdır.
İşverenlerin, çalışanların engel durumuna göre özel düzenlemeler yapması bir zorunluluktur. Örneğin, ortopedik engelli bir çalışanın tekerlekli sandalye ile rahatça hareket edebilmesi için giriş ve çıkışlarda rampa tertibatı hazırlanmalı, asansör kullanımı sağlanmalı ve engelli bireylerin kullanımına uygun tuvalet ve lavabo gibi sosyal alanlar oluşturulmalıdır. Görme engelli çalışanlar için sesli uyarı sistemleri veya kabartma yüzeyler, işitme engelli çalışanlar için görsel uyarı sistemleri gibi engel durumuna özel düzenlemeler de yapılmalıdır.
5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, iş yeri ve çalışma koşullarının engellilere göre düzenlenmesi gerektiğini açıkça hüküm altına almıştır. Yasanın ilgili kısmı şöyledir: "Çalışan veya iş başvurusunda bulunan engellilerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve engellilerin çalıştığı iş yerlerinde makul düzenlemelerin, bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işverenler tarafından yapılması zorunludur." Bu yasal düzenleme, işverenlerin engelli çalışanlara karşı sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
%40 ve üzeri engeli bulunan çalışanlar için gelir vergisi engelli indirimi bulunur. Engelli çalışanların, engel derecesine göre vergi indirimi tablosu şöyledir:
| Engel Derecesi | İndirim Kategorisi | Vergi İndirimi |
|---|---|---|
| %40-%59 | 3. Derece Engellilik İndirimi | 3.000 TL |
| %60-%79 | 2. Derece Engellilik İndirimi | 7.000 TL |
| %80 ve üzeri | 1. Derece Engellilik İndirimi | 12.000 TL |
Engellilerin emekliliğe hak kazanabilme süreleri değişiklik gösterebilir. Bu nedenle aşağıda yer alan tablo dikkatle incelenmelidir.
| 1 Ekim 2008 Öncesi SSK’lı Engelli Rapor Oranı ve Derecesi Olanlar | |||
|---|---|---|---|
| Sigortalılık Başlangıcı | 1. Derece (%80 üzeri) | 2. Derece (%60-79) | 3. Derece (%40-59) |
| 05.08.1991 ve daha önce | 15 Yıl - 3600 Gün | 15 yıl - 3600 gün | 15 yıl - 3600 gün |
| 06.08.1991-05.08.1994 | 15 Yıl - 3600 Gün | 15 yıl, 8 ay - 3680 gün | 16 yıl - 3760 gün |
| 06.08.1994-05.08.1997 | 15 Yıl - 3600 Gün | 16 yıl, 4 ay - 3760 gün | 17 yıl - 3920 gün |
| 06.08.1997-05.08.2000 | 15 Yıl - 3600 Gün | 17 yıl - 3840 gün | 18 yıl - 4080 gün |
| 06.08.2000-05.08.2003 | 15 Yıl - 3600 Gün | 17 yıl, 8 ay - 3920 gün | 19 yıl - 4240 gün |
| 06.08.2003-30.09.2008 | 15 Yıl - 3600 Gün | 18 yıl - 4000 gün | 20 yıl - 4400 gün |
| 1 Ekim 2008 Sonrası SSK’lı Engelli Rapor Oranı ve Derecesi Olanlar | |||
|---|---|---|---|
| Sigortalılık Başlangıcı | %60 ve üzeri | %50-59 | %40-49 |
| 01.10.2008-31.12.2008 | 15 Yıl - 3700 Gün | 16 Yıl - 3700 Gün | 18 Yıl - 4100 Gün |
| 01.01.2009-31.12.2009 | 15 Yıl - 3800 Gün | 16 Yıl - 3800 Gün | 18 Yıl - 4200 Gün |
| 01.01.2010-31.12.2010 | 15 Yıl - 3900 Gün | 16 Yıl - 3900 Gün | |
| 01.01.2011-31.12.2011 | 15 Yıl - 3960 Gün | 16 Yıl - 4000 Gün | 18 Yıl - 4400 Gün |
| 01.01.2012-31.12.2012 | 15 Yıl - 3960 Gün | 16 Yıl - 4100 Gün | 18 Yıl - 4500 Gün |
| 01.01.2013-31.12.2013 | 15 Yıl - 3960 Gün | 16 Yıl - 4200 Gün | 18 Yıl - 4600 Gün |
| 01.01.2014-31.12.2014 | 15 Yıl - 3960 Gün | 16 Yıl - 4300 Gün | 18 Yıl - 4680 Gün |
| 01.01.2015 ve daha sonra | 15 Yıl - 3960 Gün | 16 Yıl - 4320 Gün | 18 Yıl - 4680 Gün |
İşe girdikten sonra iş kazası veya meslek hastalığı sonucu malul olup meslekte kazanma gücünün % 60'ını kaybedenler, 10 yıldır sigortalıysa ve 1800 prim günü varsa malulen emekli olabilirler. Ancak çalışan, başkasının bakımına muhtaç derecede malul olursa 10 yıllık sigorta şartı aranmaz ve sadece prim günü dikkate alınır.
İşe girdikten sonra iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda malul duruma düşen ve meslekte kazanma gücünün %60'ını kaybeden çalışanlar, belirli şartları sağladıkları takdirde malulen emekli olabilirler. Bu şartlar; en az 10 yıl sigortalı olmak ve 1800 gün prim gününü doldurmak şeklindedir. Ancak önemli bir istisna bulunmaktadır: Eğer çalışan, başkasının sürekli bakımına muhtaç derecede malul hale gelmişse, 10 yıllık sigortalılık şartı aranmaz ve sadece prim günü şartının sağlanması yeterli olur. Bu düzenleme, ağır şekilde malul olan çalışanların emeklilik haklarını koruma altına almaktadır.
Engelli bireyler için erken emeklilik imkanı bulunmaktadır ve bu hak için gereken asgari sigortalılık süresi 15 yıldır. Daha detaylı açıklamak gerekirse, %60 ve üzeri engel oranına sahip olan çalışanlar, 15 yıl sigortalı olmaları ve 3600 ila 3960 prim günü arasında değişen süreyi (sigortalı olunan tarihe göre farklılık gösterebilir) doldurmaları halinde emekliliğe hak kazanırlar. Bu süre, engel durumu olmayan çalışanlara göre önemli ölçüde kısadır ve engelli bireylerin daha erken emekli olabilmelerini sağlamaktadır.
Ancak bilinmesi gereken kritik bir istisna daha bulunmaktadır. Eğer bir çalışan, iş sırasında meydana gelen kaza veya meslek hastalığı nedeniyle malul olmuş ve başkasının bakımına muhtaç duruma gelmişse, yukarıda belirtilen sigortalılık ve prim günü şartları aranmaksızın doğrudan malulen emekli olabilir. Bu özel düzenleme, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ağır şekilde zarar gören çalışanların acil durumlarında sosyal güvenlik sisteminin devreye girmesini sağlamaktadır.
Engelli çalışanlar ile ilgili birçok nokta bulunmaktadır. Engelli çalışan hakları ile ilgili bilinmesi gerekenler şöyle sıralanır:
Engelliler sadece engel durumlarına uygun işlerde çalıştırılabilirler. Engel durumlarına aykırı işlerde çalışmaları yasaktır. Örneğin; ağır, yer altı ve su altı işler gibi bazı alanlarda çalışmaları yasaklanmıştır. Ayrıca engelli sağlık kurulu raporunda “çalışamaz” ibaresi yer alan engellilerin çalıştırılması veya çalışması da kanuna aykırıdır.
Engelliler, diğer çalışanlar gibi haftada 45 saat çalışırlar. Engelliler için çalışma saati ile ilgili özel bir düzenleme bulunmaz.
Kamu kurumlarında çalışan engelliler ise kendi istekleri dışında 20.00 ila 06.00 arasında çalıştırılamazlar. Kendi istekleri dışında gece mesaisi veya gece vardiyasında çalışmalarının talep edilmesi Devlet Memurları Kanunu’nun 101. maddesine aykırıdır.
Engelli çalışanlar, engel durumları nedeniyle işten çıkarılamazlar. Bunun dışında işverenler yasal gerekçelerle engelli olsun veya olmasın çalışanları işten çıkarabilirler.
Kıdem tazminatı ile ilgili hükümlerin tamamı, engelliler için de geçerlidir.
Engelli çalışanlar, evlilik izni veya doğum izni gibi ücretli ya da ücretsiz izin türlerinden faydalanabilir. Örneğin doğum yapan engelli anneler, ücretli iznin bitiminden sonra ücretsiz izne çıkabilirler. Kısaca özetlemek gerekirse engelli çalışanların yasal olarak izin alma süreçlerinde bir farklılık yoktur.
Yıllık izinler konusunda engelli ve engelli olmayan şeklinde bir ayrım, 4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılmamıştır. Kanuna göre personele kullandırılacak asgari izin süreleri şöyle sıralanır:
| Hizmet Süresi | Minimum Yıllık İzin Süresi |
|---|---|
| 1 yıldan 5 yıla kadar | 14 gün |
| 5 yıldan 15 yıla kadar | 24 gün |
| 15 yıl ve daha fazla | 26 gün |
2002 yılında yayınlanan Başbakanlık Genelgesi’nde “10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde kamuda görev yapan tüm engelliler idari izinli sayılır. (2002/58)” ifadesi yer alır. Bu sebeple de kamuda istihdam edilen engelli personel, Engelliler Haftası’nın ilk günü ve Dünya Engelliler Günü’nde izinlidir. Bu izin genellikle özel sektörde de zorunluymuş gibi düşünülür ama böyle bir durum söz konusu değildir.
Özetlersek;
- Özel sektörde 50 veya daha fazla çalışanı olan işyerleri, belirli oranda engelli personel çalıştırmak zorundadır.
- İşverenler, iş başvurusundan çalışma sürecine kadar hiçbir aşamada engelli çalışanlara ayrımcılık yapamaz ve iş yerini engellilerin ihtiyaçlarına göre düzenlemekle yükümlüdür.
- Engelli çalışanlar, %60 ve üzeri engel oranına sahip olmaları durumunda 15 yıl sigortalılık ve 3600-3960 gün prim ödeyerek erken emeklilik hakkına sahiptir.
Copyright © 2015 - 2026 IFASTURK Mali Müşavirlik ve Denetim. Tüm Hakları Saklıdır. | KVKK